Karşınızdakinin gücünü kullanın

Karşınızdakinin gücünü kullanın

İnanlar İnşaatın kuruluş hikayesi nedir ?

İnanlar, 1965 yılında kuruldu. Bugüne kadar konut, fabrika, depo, otel, çarşı, hastahane, okul ve iş merkezi gibi farklı yapılar inşa ederek 220 proje gerçekleştirdi. Gerçekleştirdiği projelerin 1 tanesi hariç hepsi İstanbul’da yapılmış yap sat projelerdir. Bugüne kadar Devlet ve Toki İhalelerine girmemiş bir İnşaat firmasıyız.

Bundan Sonra devlet İhalelerine girmeyi düşünüyor musunuz?

Düşünürüz. Bugüne kadar devlet ihalelerine girmememizin sebebi, devlet işlerinin bizim süreçlerimizi yavaşlatacağı düşüncesi.  Girersek te süreçleri planlayıp girmek lazım. Devletle iş yapmanın hem artıları hem eksileri var. Mevcutta yaptığımız işin ayrı bir kurgusu ve düzeni var, eğer o düzenle ilgili yararlı olacağı kanaatine varırsak tabii ki gireriz.

Bize İnanlar’ın çalışma ilkelerinden bahseder misiniz  ?

Biz müşteri memnuniyeti odaklı çalışan, hem şehirsel hem de toplumsal duyarlılıkları olan bir firmayız. Bizim düşünce ve faaliyet yapımız, alanımız klasik bir inşaat firmasınınki gibi değil. İnanlar, toplumsal projeler geliştiren, bir sektörün kalkınması ile ilgili hem mikro hem makro tekliflerde bulunan bir firma. İstanbul’da olduğu için projeleri İstanbul’a yönelik.  Bu anlamda İstanbul için geliştirdiğimiz 21 tane ‘Altın Çağ Projesi’ var.

İçine girmekte olduğumuz ve hoşgörünün, sevginin, manevi değerlerin, çözümler yaklaşımın ve ideal karışımın ön planda olduğu Altın Çağ’da Türkiye sahip olduğu dengesel gücüyle dünyada yükselen bir değer. Aynı şekilde İstanbul’un, bu yükselen değer içinde önemli bir bölgenin başkenti olacağına inanıyorum. İstanbul’u bu hak ettiği konuma taşıyacak vedünyanın ilgisini çekerek turizm, ulaşım, kültür, eğitim, sağlık konularında önemli bir merkez haline getirecek, vizyon sunacak, 21 Altın Çağ Projesi geliştirdim. Bunlar  bir dünya başkenti olması yolunda giden, İstanbul’un dünyaya tanıtımını gerçekleştirecek, gelen insanları da rahat ettirip hayran bırakacak, gerçek bir dünya başkentine layık mimari ve şehirsel  projeler.

Bu Altın Çağ Projeleri’nden şimdiye kadar 2 tanesini;  Tac-ı İstanbul ile ihata (Marmara Ring) duraklarda durmayan tren projesini açıkladım. Diğer projelerin altyapılarını da 2012 Mart ayına kadar tamamlayıp basın aracılığı ile paylaşacağım.

 

İstanbul’a yönelik 21 Altın Çağ Projesi’nin yanısıra bu yeni çağda insanlara ev alma gücü kazandıran ve şimdiye kadar uygulanmamış 21 Altın Formül geliştirdik. Şimdiye kadar 5 Altın Formül açıkladık. Diğerlerini de yakında sırayla halkımızla paylaşacağız.

Açıkladığımız ev satın alma gücü kazandıran Altın formüller şöyle:

1-‘Aldıkça Kazan, Aldırdıkça Kazan’ Formülü: İnanlar, isminizi referans gösteren dostlarınızın alımlarından size pay veriyor.

2- ‘Eski Evinizi Getirin, Hayalinize Taşının’ Formülü: İnanlar eski evlerinizi yeni evinizin peşinatına sayıyor.

3- ‘Gönlünüzce Alın, İster Daire Alın, İster Metrekare ile Alın’ Formülü: İnanlar isteyene M2 ile daire satışı gerçekleştiriyor.

4-‘Askerliğinizi Yeni Evinizde Yapın’ Formülü: İnanlar’dan daire satın alanların bedelli askerliğini İnanlar ödüyor.

5-Sıfır Aidat Formülü: İnanlar’ın bu formülüyle yaptığınız alışverişleriniz aidatınızı sıfırlayacak.

Aidat formülünü  ilk olarak Terrace Bahçe projenizde uygulayacaksınız, bundan sonraki projelerinizde de bunu uygulayacak mısınız ?

Terrace Bahçe’de bunun provasını yapacağız diyebilirim. Uygulamasına bakacağız, gerekli geliştirmeleri yapacağız. Bunun akabinde uygulamayı sırayla tamamlanmış projelerimize, daha sonra da yeni biten projelerimize aktaracağız.

Geçen dönemlerde biz biten projelerimizin yönetiminde yer alırdık ancak işletmesinde yer almazdık. Bunu da aslında bir şirket stratejisi olarak uygun gördük. Bazı inşaat firmaları işletme şirketleri kurdular ve müşterilerinden aidat toplamaya başladılar. Aidat maliyetleri yükseldi  bu da inşaat firmaları ile müşteriler arasında gerginlik oluşturdu yani durduk yere hak etmeden para kazanıyor konumuna düştü inşaat şirketleri. Biz böyle bir durum olmasın diye hiçbir zaman işletmenin içinde olmadık; işi hep profesyonel işletme firmalarına ihale ettik ve aidatlar aşağıya düşsün diye baskı altında tuttuk. İnşaatların kalitesi ile ilgili de projenin tamamlanmasının ardından iki yıl ince işçilik garantisi verdik. İki yıl içerisinde eğer bizim yaptığımız hata ve eksiklik varsa, hepsini giderdik müşteri  memnuniyetini bu şekilde sağladık.

Ancak şu an aidatların yüksek olması bütün Residanslarda geçerli çünkü güvenlik hizmeti alıyorsunuz, temizlik bakım hizmeti alıyorsunuz, sosyal tesis hizmeti alıyorsunuz. Bir de bu hizmetler faturalı olduğundan KDV vb giderler derken bir dairenin minimum aidatı 400 liraya çıkıyor, bu da insanları rahatsız ediyor. İnsanlar 400 – 500 bin TL verip daire satın alıyor; ayda 400TL aidat verirken sıkılıyor. Bu aidatları azaltabilmek için ‘Sıfır Aidat Formülü’nü geliştirdik, artık işletmenin içerisinde de olacağız. Biz inşaat süresindeki kalitemizi, müşteri menfaatine işletme aşamasında da sunacağız ve de aidatları sıfıra doğru aşağı çekeceğiz.

Peki mevcut ortak giderleri nasıl karşılayacaksınız ?

Onun iki modeli var; para kazanma modeli

1- Yaptığınız bütün harcamalar aidattan düşülecek. Biz yönetim olarak gideceğiz sizin çevrenizdeki alışveriş yapacağınız yerlerden özel indirimler alacağız. Müşterilere kredi kartı vereceğiz; İnanlara ait bir kart. Bu kartla gidip alışverişinizi yapacaksınız; bu kartla yaptığınız alışverişlerden aldığınız bütün özel indirimleri aidattan düşeceğiz. Siz normal harcamalarınıza devam edeceksiniz. Hesabınızda biriken indirimler, aidatlardan düşecek, teorik olarak aidat hesabınız artıya bile geçebilir.

İnanlar olarak sürmekte olan projeleriniz ve ileriye dönük hedefleriniz nelerdir ?

Biz İstanbul’un her yerinde proje gerçekleştiren bir firmayız. Hem yatayda hem dikeyde İstanbul’a yayılmış bir firmayız yani İstanbul’a sıkışmış herhangi bir bölgede illa bu bölgede iş yapalım diyen bir firma değiliz. İş olarak da şu an elimizde Çarşı, AVM, İş yeri, Residence, Konut, Villa, her çeşit projemiz var. Yaptığımız ve yapacağımız projeler bütün segmentlere  yayılmış durumda yani hem A kategorisine hem B kategorisine proje üretiyoruz.  Daha önce A hedef kitlesine yönelik projeler yapardık; şimdi yeni projelerimizle daha ‘halka açıldık’. Şu an bizde metrekaresi 1800 liraya da yer var metrekaresi 6 bin dolara da yer var. Bu durumda A ve B segmentine proje üreterek burada İnanlar kalitesini  bütün segmen lere yayıyoruz.  Diğer segmentlere girmemizin ana gayesi de herkesin bu kaliteyi elde edebilmesi. Bunun için de oluşturduğumuz bu Altın Formülleri kullanabilmeleri. Bu nedenle B segmentine geçtik. A segmentindeki kişiler zaten sıfır aidatla ilgilenmez; biz B segmentinde de proje üretiyoruz ki bu formülleri o insanlara da sunabilelim.

Projeleriniz hepsi size mi ait, ortak yürüttünüz projeleriniz var mı ?

 Bütün projelerde komuta bize ait. Bir, iki projede cüzi ortaklıklarımız oluyor ama ana gövde ve komuta merkezi bizde oluyor.  Komuta bizde olmadan herhangi bir yeni projeye girmiyoruz.

Sosyal Sorumluluk projelerine nasıl bakıyorsunuz?

Bizim Mimar Sinan Vakfımız var (Mimar Sinan İmar, Eğitim, Kültür Vakfı) bütün sosyal sorumluluk projelerini o vakfın üzerinden gerçekleştiriyoruz. Sultanbeyli’de bir öğrenci yurdu, Aşevi ve Sağlık Ocağımız var.  Ayrıca Erzincan’da 1 öğrenci yurdumuz var. Daha çok eğitim bazlı çalışıyoruz. Erzincan’daki vakfımızı Mimar Sinan Vakfı işletiyor , Van’da ve Diyarbakır’da şu an devam eden iki tane öğrenci yurdumuz var, ayrıca  yapacağımız iki tane  de projemiz var. Bir tanesi yine Eyüp’te bir tanesi de Erzincan’da. Erzincan’daki büyük bir kompleks; Anaokul, İlkokul, Yurt, Lise ve konferans salonundan oluşacak büyük bir kolej yapısı. Buna da İnşallah önümüzdeki sene içinde başlayacağız.

Van projenize Van gezisinden sonra mı karar verdiniz?

Evet , genelde eğitim çalışmalarımızı Doğu Anadolu’da çoğaltma kararımız var, bununla ilgili hem İstanbul’da hem de Doğu Anadolu’da çalışmalarımız var yani vakfımız İstanbul ve Doğu Anadolu için çalışıyor. Genelde eğitim çalışması yapıyoruz, kültürel anlamda da sosyal sorumluluk olarak kitaplar çıkartıyoruz. Bunu vakfımız yürütüyor çok yakında da imarla ilgili vakfımızda bazı çalışmalar yapacağız. Bizim Vakfımızın üç ana teması var “ İmar, Eğitim, Kültür

İş hayatına, Gayrimenkul sektöründe atılacak olan yeni girişimcilerimize neler söylemek istersiniz. ?

Şimdi artık 2012’den itibaren Altın Çağ başlıyor. Altın Çağ ne demek? Eskiden dürüstlük opsiyoneldi.

Eskiden ister dürüst ol ister olma dönemi vardı; isteyen karanlıkta işlerini, gemisini yürütebiliyordu. Şimdi artık bütün ışıklar yandı ; yani web, internet, dijital kameralar kredi kartların, harcamaların belli. Mobese kameraları var, telefon konuşmaların kayıtlı, yani sen ne yaparsan yap, artık ışıkların altındasın. Aldatmaca yok. Bir tuşa basıp istediğin bilgiye ulaşıyorsun, teknoloji bu boyuta geldi.

Bu teknolojiler hızlı bir şekilde yayılacak artık karanlık köşe kalmayacak. Onun için mutlaka bir işi yapmadan önce sonuçlarını baştan düşünerek yapsınlar derim.

Siz firmanız ve şahsınız adına, hayalinize ulaştınız mı ? Bir marka olarak gelmek istediğiniz yerde misiniz?

Ben hiçbir zaman hayalime ulaşmadım; ulaşmayı da düşünmüyorum. 2061 yılına, 96 yaşıma kadar ben plan yaptım. Allah uzun ömür verirse planlarım var, plansız değilim. Bu sene neler yapacağımı, diğer sene ne yapacağımı biliyorum. Kısa vadeli planlarım yok. 10 yıllık zaman dilimlerine göre planlarımı yapıyorum. Yani 2012 – 2022 yılına kadar ne yapacağımı planladım. 2022 ve 2030 arasında ne yapacağımı planladım. Her yıl başladığında kısa vadeli planlarımı yapıyorum. Yani şu an 2012 yılında ne yapacağım belli ama 2022 yılında ne yapacağım belli değil. 2020 ile 2030 arası blok yani büyük blok planlarım var, bir de yıllık planlarım olur yani önümüzdeki yıl ne yapacağımı bir yıl önceden planlarım. Diğer bir deyişle 10 yıllık süreler için büyük fotoğrafı belirlerim. Her yıl için de o büyük fotoğrafın bir karesini planlarım.

Yayınlanmakta olan Suret isimli kitaplarınızdan bir tanesinde şu cümleye yer vermişsiniz,

“Karşınızdakinin gücünü kullanın”   bu cümleden yola çıkarak siz birisinin gücünü kullandınız mı ya da destek aldığınız birisi  var mı, yoksa kendi imkanlarınızla mı buralara geldiniz?

Ben alemler kitabını okumaya dikkat ediyorum. Bir alem kitabı var; esas en büyük kitap bu. Bütün yazılan kitaplar alemin kitabından alınıp yazılıyor. Yani ana kitap hayat, hayatın içinde öğrenilecek çok şey var. Bütün konuştuklarınızla, bütün gözlemlerinizle, hayvanlar aleminde, bitki aleminde, uzay aleminde ne ararsanız var. İnsanların alacağı bilgiler mevcut. Kullar ne yapıyor? Bu bilgilerin bazılarını alıp kitap haline getiriyor.  Siz ister bu kitabı okuyun, ister alem kitabını okuyun. Yani kitaplar arasında böyle bir etkileşim var.  

Karşınızdakinin gücünü kullanın derken anlatmaya çalıştığım şu: Bir judo tekniği vardır; judoda karşı taraf sana saldırırsa, saldırı gücünü kullanıp onu yenersin; bu bir enerjidir. Şu an bu teknik çok önemli; şu an Avrupa ve Amerika’da bir enerji, bir kriz var. Aslında bu bir güç, siz bir işi artıya da eksiye de çevirebilirsiniz. Aslında olaylar karşısında depresyona ya da hiper duruma geçmemek lazım. Mesela karşında bir aslan duruyor; sen de duruyorsun, elinde mızrak var. Bu hareketsizlik aslında kötü bir durum. Daha kolayı ise aslanın sana doğru hareketlenmesi. Daha zor gibi görünse de aslında mızrağı ve karşındakinin gücünü kullanmayı bilirsen, bu durumu kendi lehine çevirebilirsin. Aslan sana doğru atlıyor, çok daha kötü durumdasın, ama eğer mızrağı altına koyarsan, aslan kendi kendine mızrağa saplanır; yani sen kendi gücünle atsan mızrağı saplayamacakken, aslan senin üzerine atlarken aslanın ağırlığı ile sen artıya geçersin. Halbuki az önce daha kötü bir durumdaydın. Karşındakinin gücünü kullan demekle bunu kastediyorum.

Bunu ekonomi gündemine uyarlarsak  şu an Batı’daki kriz çok rahat bir şekilde Türkiye’yi etkileyebilir. Bu krizi bir enerji olarak düşünürsen seni yüzdürebilir  aslında. Bir fırtınada doğru dümen tutmayı biliyorsan yelkenlerin de sağlamsa, bu fırtına seni hızlandırır, ama senin dümenin sağlam değilse, gövden sağlam değilse, dalgalara dayanmıyorsa, yelkenlerin de fırtınada yırtılıyorsa o zaman fırtına seni batırır.

Bizim yapmamız gereken ise şu anki kendi konumumuzu, Avrupa’daki gücü kullanarak çok rahat liderlik pozisyonuna çıkartmak.

Yaptığınız iş bir bakıma insanların geleceğe yatırım yapması, bu işi yaparkenki temel ilkeleriniz nelerdir? 

Türk insanı gayrimenkule sevdalı , illa gayrimenkul ister, tapu ister. Tapu insanlara kalsın ister; evladıma tapu vereyim ister. Biz aslında kutsal bir meslek ihva ediyoruz . Bu mesleğin en önemli öğesi güven. Güveni mutlaka sağlamak gerekiyor. 2012 yılbaşı akşamı bu sektörün en çok ihtiyacı olan güven ile ilgili bir reklam filmi çekiyorum şu an.Yılbaşı akşamı televizyon kanallarında yayınlanmaya başlayacak. 2012’de güvenin ve dürüstlüğün ne kadar önemli olduğunu vurguladığım bir reklam filmi olacak. Bu reklam filminde anlattığım geleceğe yatırım yapıyor insanlar. Hayatlarındaki paralarını ve yatırımlarını, ellerinde ne varsa, geçmişini, geleceğini, sana güvenip bir daire alıyor. Bu durumda yaptıkları yatırım değerli olmalı. Mutlaka o dairenin ikinci elinin fiyatının düşmemesi gerekiyor. Bazı yerlerde aidatlar yükseldikçe fiyatlar düşüyor. Bizim vazifemiz gayrimenkul satmakla bitmiyor; mutlaka işletmede müşterilerimize yön göstermek ve yardımcı olmak gibi bir vazifemiz var.

Peki gayrimenkullerinizde kaç yıl garanti veriyorsunuz ?

İki yıl ince işçilik, 10 yıl kaba inşaat garantisi veriyoruz.

Projelerinize lokasyon seçerken nelere dikkat ediyorsunuz ? Danışmanlık hizmeti alıyormusunuz ?

Bizim için lokasyon seçerken üç tane önemli madde var

1-      Mülkiyet sorunu olmayacak

2-      İmarında sorun olmayacak

3-      Satılabilir bir yer olacak

Yapmış olduğunuz bir çok farklı proje var.Tüm projelerinizin birleştiği bir ortak nokta var mı ?

En önemli ortak nokta gelişim.  Bütün projelerde, bir sonraki proje bir önceki projeyi revize eder.Hiç bir zaman kendini tekrar etmez bizim projelerimiz. Mutlaka bir tarafını değiştiririz. Aynı tip projeler yapmamaya dikkat ediyoruz. Kendini  tekrar etmeyen projeler yapıyoruz.

 Projelerinizi beğendirmek ve her zevke hitap etmek çok zor.Bunu nasıl sağlıyorsunuz?

Biz 360 derece bir yönetim yapıyoruz. Ne demek bu ? Yani biz tek bir zevke, tek bir kesime, tek yönlü estetiğe, tek kültüre proje yapmıyoruz.Yaptığımız bütün projeler kapsamlı. Yani  İstanbul’un her yerinde proje yapıyoruz.

Yani bölgeye göre mi? O bölgeye hangi proje gider hesabıyla mı hareket ediyorsunuz?

O arsaya göre hareket ediyoruz.O arsanın bedeni ne istiyorsa onu yapmaya çalışıyoruz. Biz projelendirilecek arsaya gittiğimiz zaman arsayı dinliyoruz öncelikle. Arsanın sesini doğru dinlemek gerekiyor projeyi doğru yapmak için. O sese göre o projeyi hazırlayıp giydiriyoruz arsaya. Bir de tek yönlü projeler yapmıyoruz. Mesela projenin tamamını 3+1 ya da 1+1 olarak yapmıyoruz. Daha çok ideal karışım yapıyoruz. Yaptığımız projelerde, her lezzetten bulundurmaya çalışıyoruz mümkün mertebe.

Nihai tüketiciler, projelerinizi nasıl değerlendiriyorlar ?

Nihai tüketiciler biz anahtarı teslim ettiğimiz zaman kendilerinden geçiyorlar. En önemlisi bu. Ben hep bunu yaşadım. Satın alımlarını proje maketi üzerinden yapıyorlar. Sonradan yerinde bitmiş halini görünce hayretler içinde kalıyorlar ve bize çok teşekkür ediyorlar. İşletme konusuna gelince de; projelerin işletmelerini de aynı kalitede yapabilmek için çalışma yapıyoruz şu an.             

  

Mütekabiliyet Yasası  hakkındaki görüşleriniz nelerdir ?

Yabancıya satışın yapılması memleketimize sermaye girişini sağlayacağı için yıllardır benimsediğim ve röportajlarda hep olumlu cevaplar verdiğim bir olgu. Ancak; yabancıya 30 hektara kadar imarsız arazi satışına karşıyım. Hem malımızı satacağız hem de fiyatı düşük satacağız, bu bence yanlış. Şu an Türkiye'de dönümü 500.-TL olan arazilerimiz var; hem fiyatların azlığı hem de düşük bir bedel karşılığında çok geniş alanların alınma ihtimalinin ileride stratejik sorunlara yol açabileceğini tahmin ediyorum. İmarlı araziler ya da yapılmış binalardan daire ve/veya işyeri satışı, değerli mülkler olduğundan ülkemize ciddi sermaye girişi sağlayacaktır. Bu satışların yanı sıra; Bu satışların dışında, bir binada çok çeşitli ülkelerden alımların yapılması, içinde Türk vatandaşlarının da hissesinin olması; hem ülkeyi daha heterojen ve uluslararası konuma getirecek hem de yabancıların bir yere yoğunlaşmasını engelleyerek ileride bir takım stratejik sorunların çıkmasının da önüne geçilmesini sağlayacaktır. Bu manada yabancıya satışın faydaları ile ilgili iki başlığın altını çizmek lazım: Öncelikle, ciddi bir sermayenin yurtdışından ülkemize girmesinin yolu açılacak, ikinci olarak da ülkemiz daha uluslararası bir görünüm kazanacaktır. Ülkemizden işyeri ya da konut alan yabancılar her sene mecburen ülkemizi ziyaret edecek, burada işyeri açacak, evlenecek, para harcayacaklar. Bu işlemlerin neticesinde ülkemizin dışarıda ciddi bir seveni ve lobisi de olacağını unutmamamız lazım.

Kanal İstanbul Hakkında ki son düşünceniz ?

Kanal İstanbul !.. Kanal İstanbul’u yapacaklar çok da güzel olacak.

Peki sizin bir Marmara Ring projeniz var onun hakkında biraz bilgi alabilirmiyiz?

Marmara Ring , duraklarda durmayan tren. Bu tabii İstanbul’un basıncını azaltmak için düşünülmüş bir proje. İstanbul gitgide nüfusu artan bir şehir. İstanbul’un basıncını azaltmak için İstanbul’un hinterlantını genişletmek lazım. İstanbul’un etrafında çok toprak yok. Kuzeyinde Karadeniz, güneyinde Marmara Denizi var. İstanbul’un bir şekilde Marmara’nın etrafını dönmesi gerekiyor.Onun için de duraklarda durmadan anca dönebilirsin çünkü çok uzun bir mesafe.Yani  banliyö gibi çalıştıran bir sistem bu. Bütün Marmara Denizi’ni ve Marmara Bölgesi’ni tek bir şehirmiş gibi entegre çalıştırabilen bir sistem.Sabah gidip akşam evine dönebiliyorsun Marmara’nın herhangi bir yerinden.Yani bu proje İstanbul’un alanını genişletiyor, Marmara Bölgesi’nin değerini yükseltiyor.Ayrıca ciddi anlamda Türkiye ekonomisine katkısı olacak bir proje. Marmara’da bugün arsa değerleri, tarla değerleri  5TL ise en az  100TL’ye çıkar bu proje sayesinde. Aynı zamanda İstanbul’un ve Türkiye’nin değeri de artar. Ayrıca ciddi anlamda yabancı yatırımcıya da imkan sağlamış oluruz. Gayrimenkul sermayesi, yüksek fiyatlardan Türkiye’ye girer.Türkiye’nin yurtdışı ile entegre iş yapacak bir alanı yok. Çok büyük sanayisi yok, çok madeni yok ; bir turizmi var bir de gayrimenkul sektörü var elinde. Bu şekilde A tipi bir ülke haline gelebiliriz.

HIZLI TREN PROJE VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN!

 

Sanırım bu projenizi geçtiğimiz günlerde sayın bakanımız Binali Yıldırım ile paylaştınız onlar nasıl bakıyorlar bu projenize?

Sayın Binali Yıldırım ile bir de TCDD Genel Müdürü Sayın Süleyman Karaman ile paylaştım. Sayın Süleyman Karaman, Habertürk’te biz Marmara Ring ile ilgileniyoruz dedi. TCDD’nin Cumhuriyetin 100. Yılı için gerçekleştirmeyi planladıkları vizyon projeleri arasında sıcak baktıkları bir proje olarak açıkladı. Şu an ben bununla ilgili bir rapor hazırlatıyorum. Bombardia firması ve Alman demiryolları ile de irtibat halindeyim. Bu sistem daha nasıl olabilir, fizibiletesi nedir, artısı, eksisi nedir gibi. Bununla ilgili çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Bugünlerde reklam filmlerinde,tanıtımlarda vb. çalışmalarda Serdar İnan ön planda bu İnanlar İnşaat’ın önüne geçecek mi ?

Şimdi her firmaya bir marka yüzü gerekiyor. Aslında firmanın sahibinin, firmasının marka yüzü olmasında fayda var. Müşteri ve halkla iletişimi sağlıklı kurarsınız; müşteriler kimden gayrimenkul aldığını bilir.Gayrimenkul bir güven sektörüdür.İnsanlar patronun kim olduğunu bilsin ki gelsin şirketten alsın. Bizim Türk milleti biraz patronu bilmek ister, patronla el sıkışmak ister,onu tanımak ister. Yani bu gayrimenkul sektörü için çok önemli. Ama bir ceket yapıyorsun adam cekete bakıyor, alıyor, giyiyor.Ceketin sahibi kendini göstermeyebilir ama gayrimenkul sektörü güven esaslı olduğu için mutlaka patronunun bilinilir olması gerektiğini düşünüyorum ben. Bunun dışında İnanlar’ın bilinirliği ayrı; İnanlar ticari bir firma. Ama Serdar İnan’ın, hem İnanlar’ın  Yönetim Kurulu Başkanı olarak İnanlar’la ilgili bir işi var hem de şehirsel anlamda,toplumsal anlamda mesajları var.

Kentsel dönüşüme nasıl bakıyorsunuz ? Kentsel dönüşüm alanları içerisindeki eski yapılar yıkılıp yeniden yapılandırılacak; siz de böyle bir proje girmeyi düşünüyor musunuz?

Çok iyi bakıyorum, bir an önce yapılması lazım. Kentsel dönüşüm alanlarındaki projelere uygun olursa girerim. Benim bir işi yapmam diye bir teorim hiç yok. Artısına, eksisine bakarım. Yalnız kentsel dönüşümü iki başlık altında eleştirmek lazım.Bir deprem dönüşümü var bir de kentsel dönüşüm var. Bir inşa edildiği zemin sebebiyle depreme dayanıksız binalar var bir de depreme dayanıksız inşa edilmiş binalar var. Bunların hepsini yıkmak lazım. İstanbul’da 7,5’luk deprem olacak diyorlar. İstanbul’da 7,5’luk deprem olduğunda can kaybı olacak; her binayı yıkmak lazım. Bu deprem dönüşümüdür. Bunun için iyi bir mali kaynak gereklidir, güçlü bir kaynak. Bu mali kaynak ancak yeni  İstanbul ile sağlanabilir.Yani 3 milyon nüfuslu bir yenikent yapıyorsun, bunu yabancı sermayeye açıyorsun, Türkiye’ye bir para girişi yapıyorsun, buradan bir kazanç elde ediyorsun. 10 liralık arsanın değerini 10 bin liraya çıkartıyorsun (10 liralık arsa, imar verdin mi 10 bin liraya çıkıyor İstanbul böyle bir yer, buradan elde ettiğin kazancı devlet olarak deprem dönüşümüne kullanıyorsun. Bana göre deprem dönüşümü birincil dönüşümdür; kentsel dönüşümden daha önemlidir. Çünkü insanların yaşama hakkı söz konusudur.

Kentsel dönüşüm ise ikincil dönüşümdür. Kentsel dönüşümde bana göre Fikirtepe de hatalı  yapılıyor. Fikirtepe’de yapılan 2,07lik yere 4,14 imar verdiler. Böyle çözeriz zannettiler ama çözülmüyor. Şu an kentsel dönüşüm için orada bir kere mevcut binaların değerinin ne olacağının bilinmesi gerekiyor. Kentsel dönüşümde iyi binan var kötü binan var bir önemi yok binalar yıkılacak gidecek. Zaten benim evim yeni daha değerli; seninki eski değeri daha az diye bir şey yok. Tapuda ne kadar hissen var onun geçerli olması lazım. Kentsel dönüşümde bir kere birinci madde olarak bunu yazmak lazım. Sonra ikinci maddede; 300 kişi var aynı adada, 300 kişiyi biraraya nasıl getireceksin mümkün değil. Burada bir kural koyacaksın; 3/2 çoğunluk geçerli diyeceksin. Hem hisse bazında, hem sayı bazında. Yani sen tek başına 3/2 çoğunluğu geçtin olmuyor; sayı olarak da geçeceksin. Çünkü bu şekilde bir kural olmaz ise bir kişi toplar hisseleri,  100 kişiye zulmeder. Yani hem hisse olarak hem sayı olarak 3/2 çoğunluğu geçersen o zaman orası imza atılıp yıkılabilir demektir.

2011’in ilk yarısında sektör ve firma seçim yılı olarak değerlendirilen süreçten ne kadar ve nasıl etkilendi?Orta vade de Türkiye’nin ekonomik durumunu ve konut sektörünü nasıl görüyorsunuz?

Konut sektörü 2012’de tavan yapacak. Şu an piyasada biraz sıkışma var. Ama bu yabancı Mütekabiliyet Yasası ile birlikte piyasa daha da rahatlayacak ama bazı inşaat firmaları sıkıntıya girecek.Yani bu 3 aylık süreçte, bahara kadar bazı inşaat firmaları sıkıntıya girecek.

Bazı inşaat firmaları farklı vaatlerde bulunuyorlar; 0 faiz oranı gibi, kendi bünyesinde kredilendirme gibi yada fiyatları çok aşağılara çekmek gibi vaatler siz bunları nasıl değerlendiriyorsunuz? Firmaların kendi bünyelerinde kredilendirme yapmalarına ne diyorsunuz?

Senetleri toplarlar bu senetlerle inşaatları yaparlar, sorun yok.Yeter ki  maliyetin altına satmasınlar.Şu an birkaç tane firma var krizde, bunlar maliyetin altında satanlar.Ya da zamanında, projeyi yapacakları arsayı çok pahalı almışlar veya kat karşılığı oranını yüksek almışlar.Ya da metrekaresini  1500 liraya imal ediyor 1000 liraya satıyor. Böyle bir adamın inşaatı bitirmesi mümkün değil. Yani işini doğru yapan, akıllı yapan firmalar ayakta kalacak; işini doğru yapamayan firmalar sıkıntıya girecek.

 

 

Yusuf Koç 

Konut Haberleri