İstanbul'un arsa sorununa çözüm...

İstanbul'un arsa sorununa çözüm...

Bugüne kadar 200'ün üzerinde projeye imza atan İnanlar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnan,  baba mesleğini başarıyla sürdürüyor. Aslında gemi mühendisi olmayı istediğini fakat amcasının önerisi üzerine mimar olduğunu belirten Serdar İnan, tam bir İstanbul aşığı. Erzincan'da doğan ve daha sonra İstanbul'da yaşamaya başlayan İnan,  kendini, doğu ile batının karışımı İstanbul gibi gördüğünü söylüyor. İnşaat sektörüne ilişkin sorularımızı da yanıtlayan İnan, 21. yüzyılın gayrimenkul geliştirme devri olduğunu vurguluyor. İstanbul'da 3 milyon nüfuslu yeni bir kent üretileceğini belirten Serdar inan,  bunun 500 milyar dolara yapılabileceğini ve doğru kurgulanabilirse yabancılara 1 trilyon dolara pazarlanabileceğini ifade ediyor. Bu paranın Türkiye'ye girmesi durumunda işsizliğe ve Türkiye'nin kalkınmasına büyük katkı sağlayabileceğinin altını çizen İnan, en büyük hedefinin yeni İstanbul'u planlamak ve yabancılara pazarlamak olduğunu söylüyor. İstanbul'daki kısıtlı arazi soruna karşı İHT (İstanbul Hızlı Tren) projesini geliştiren İnan, proje gerçekleşirse İstanbul'daki arsa sorunun son bulacağını vurguluyor.

İnanlar İnşaat'ı tanıyabilir miyiz?

İnanlar İnşaat, 1965 yılında babam ve amcam tarafından kuruldu. Yap-sat modeli çalışıyoruz. İstanbul'da bugüne kadar 200 proje gerçekleştirdik. Bunların 100 kadarını babam ve amcam gerçekleştirdi 100 kadarını da ben hayata geçirdim. Konut, işyeri, han gibi projelere imza attık. Bunların yüzde 90'ını İstanbul'da gerçekleştirdik.

Baba mesleğini devam ettiriyorsunuz yani…

Ben gemi mühendisi olmak istiyordum. Üniversite sınavlarına 3 ay kala amcam, 'Neden mimar olmuyorsun?' dedi. Ben mimar olmayı o ana kadar hiç düşünmüyordum. O an bana bu fikir çok sıcak geldi. Benim diğer 2 amcam da mimar. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'ni bitirdim. Erzincan doğumluyum. Robert Koleji'nden mezunum. İstanbul'da büyüdüm. Hayatımın büyük kısmı İstanbul'da geçti, ama temelde Anadolu çocuğuyuz. Aslında ben kendimi İstanbul gibi görüyorum, doğu ile batının karışımı.

Türkiye'deki yapı sektörünü genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Her devrin bir sektörü vardır. Mesela Turgut Özal'ın döneminde ihracatçılık ön plandaydı. Daha sonra turizm ve bankacılık ön plana çıktı. Şimdide gayrimenkul ve geliştirme işi ön planda. Bunun en önemli sebeplerinden biri sayın başbakanımızın eski bir belediye başkanı olması. İstanbul'u tanıyan ve bilen bir insan. Yani hükümetin uyguladığı politikalar inşaat sektörünün gelişmesine öncülük etmiştir. Yine inşaatçıların 1999 depreminden sonra gayrimenkul sektörünü geliştirmeleri, hem estetik hem de teknik anlamda yukarı taşımaları sektörün gelişiminde etkili olmuştur. Türkiye bu dönemde sayın başbakanımızın seçimlerden önce açıkladığı İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır'daki gayrimenkul geliştirme projeleri ve daha sonra şehircilik bakanlığını kurması çok hızlı bir sürece gireceğimizin göstergesidir. Yine en önemli gelişmelerden birisi de yabancılara satış konusunda çok ciddi adımlar atılıyor. Bununla birlikte Türkiye'de muazzam bir gayrimenkul gelişim sürecine girilecek.

Markalı emlak sektörü hızlı bir büyüme gösteriyor ama birde bunun ekonomik erişilebilirlik gerçeği var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bunlar çözülebilecek sorunlar. Önce ortaya bir potansiyel çıkarmak gerekiyor. Sonrasında da bu potansiyeli doğru yönetmek gerekiyor. Hükümet şu anda ortaya potansiyel çıkarıyor. Türkiye'nin ne çok tabi kaynağı var ne de eğitimli iş gücü. Türkiye'nin dünyada hızlı atak yapabilmesi için elinde turizm vardı, turizm kartını doğru oynadı, şimdi de gayrimenkul gelişim kartı var, şu an ona oynuyor. Gayrimenkul gelişim kartıyla yurtdışından ciddi miktarda kaynak girecek. Bu kaynak insanların alım gücünü artıracak. Ne demek bu? Ben hatta Kanal İstanbul projesi ve beraberinde yapılacak yeni şehirlere talip oldum. İnsanlar buradan elde edilecek gelirin farkına varsınlar diye de bunu yaptım. 30 milyar dolar ben buradan kazandırır, öderim dedim. İnsanların bunu anlayabilmesi için bir tavırdı benim yaptığım aslında.

İstanbul'da 3 milyon nüfuslu yeni bir kent üretilecek. Bu kenti eski İstanbul gibi üretirsen 300 milyar dolar maliyeti var. Yeni modern bir kent üretirsen 500 milyar dolar maliyeti var. İşin aslı Kanal İstanbul değil. Kanal İstanbul 12 milyar dolarlık bir iş. Esas büyük iş yeni şehirler. Burada 500 milyar dolara yeni şehri doğru kurgular ve doğru pr yaparsan yabancıya 1 trilyon dolara satabilirsin. Bu para şu an kapıda bekliyor. Rahatlıkla içeri girebilir. Bu para Türkiye'ye girerse, işsizliğe çözüm olur, Türkiye'nin kalkınma hızı artar. Bu para tüm halka dağılacak. Fabrikalar, işçiler çalışacak. İnşaat sanayi Türk malıyla kalkınsın ki bu içeri girecek olan 1 trilyon dolar Türkiye'de kalsın. Böylelikle halkın alım gücü yükselecek, insanlar zenginleşecek. İnsanlar çok daha rahat konut sahibi olacak. Benim gayrimenkul alım gücünü artırmayla ilgili 21 tane altın formülüm var. 3 tanesini önümüzdeki günlerde açıklayacağım. Alım gücü olmayan insanların alım gücünü artırmaya yönelik formüller bunlar.

Türkiye'de insanlar yaşam tarzı mı değiştiriyor?

Türkiye lider ülke oluyor. Türkiye geçmişine geri dönüyor. Unuttuğu lisanı öğreniyor. 16. Yüzyılda dünyanın başkenti İstanbul'du. 17. yüzyılda İspanyollar, Madrid oldu. 18'de Paris, 19'da Londra, 20'de Newyork oldu. 21. yüzyılda ise dünyanın başkenti İstanbul oluyor. Böyle bir potansiyel var, ama bunu doğru yönetirsek gerçekleşebilir.

Konut sektöründe hızlı bir büyüme var ama bir de İstanbul'da arazi kaynaklarının kıt olduğu gerçeği var. Konuyla ilgili çözüm önerileriniz neler?

İHATA. İstanbul Hızlı Tren projesini sundum çözüm olarak. İstanbul'un etrafında dönen, duraklarda durmayan hızlı tren projesi. İstanbul'dan Marmara'da istediğin yere en fakla 1 saatte ulaşabileceğin bir proje. Böylelikle tüm Marmara bölgesi İstanbul oluyor. İstanbul'daki arsa sorunu da bitiyor. Ormanlar, su alanları tehdit altında kalmayacak böylelikle. Şu anda İstanbul'daki yapılar değerinin çok üstünde satılıyor. Bu bedel yapının hak ettiği değer değil, arazinin kıt olmasından kaynaklanan bir değer.

Şu anki mevcut yapıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eski yapılar kötü. Yapıların yüzde 80'ni İstanbul'a layık değil. Teknik olarak, alt yapı olarak ve estetik olarak layık değil. Bakıyorsunuz alt yapı olarak sağlam ama estetik olarak İstanbul'un güzelliğini gölgeliyor. Yeni yapılan projelerin yüzde 50'si İstanbul'a layık projeler.

Sizin projeleriniz diğer projelerden hangi yönleriyle ayrılıyor?

Bizim projemiz bahçe duvarından başlamaz. Bizim projemiz bize gelen yolda başlar. Bize gelen hatta, çevrede başlar. Biz mutlaka çevremize etki ederiz. Yolu düzeltiriz, ağaç dikeriz, ışıklandırma yaparız. Yakın çevremizde yapılması gereken ne varsa para harcar yaparız.

Binalarımız girişi farklıdır. Tıpkı otel gibi sizi içeriye girdiğinizde bir lobi karşılar. Binamızın cepheleri estetiktir. Gece aydınlatması muhakkak kullanılır. Bina da muhakkak peyzaj ve peyzaj aydınlatması vardır. Dairelere giden koridorlar adeta otel koridoru gibidir. Daire koridoru gibi değil, otel koridoru gibi yaparız. Duvarlara resim asarız, aydınlatma yaparız, yerler seramik ya da mermer değildir, halıdır. Evine giderken taşa basıp, sokakta yürüyor gibi değil, sanki bir odandan çıkıp başka bir odana giriyormuş hissi yaratıyor. Bizim binalarımızın içinde kullanım kolaylığı vardır. Her şey yeteri kadardır. Ne fazladır, ne eksik. Banyolar geniştir. Bizim projelerimiz ideal bir karışımdır aslında. Genel olarak da arsaya baktığımızda, biz arsayı bir beden, kendimizi de bir terzi gibi görürüz. Nasıl terzi bedene yakışır bir elbise diker, bizde araziye göre bina yapıyoruz. Arsayı bir hissetmek gerekiyor. Mimar gidecek ve arsanın gecesini, gündüzünü, trafiğini, kışını, yazını dinleyecek. Bunları dinleyeceksin ki doğru bir iş yapabilesin.

İşe bu kadar geniş bir çerçeveden bakabilmenizde mimar olmanızın etkisi var galiba?

Kesinlikle. Bir proje yapım süreci var ve ben bu süreci yönetiyorum. Mimar olmam da bu süreci daha başarılı bir şekilde yönetmemi sağlıyor. Her projede çeşitli mimarlarla çalışıyoruz. O projeye uygun mimarı seçiyorum. Her mimarın bir üslubu var. Ben o arsadan nasıl bir şey hayal edebiliyorsam bu hayalimi çizebilecek mimarlarla çalışıyorum.

Projenin gelişim sürecinde, mimar kimliğinizin nasıl bir avantajı oluyor?

Çok avantajı var. Konuya daha geniş bakabiliyorum. Mimarı bir modacı gibi düşün. Bir modacının işlettiği bir dükkanla, alım-satım yapan bir işletmecinin işlettiği dükkan bir olmaz. Mimar olan bir işletmecinin geliştirdiği gayrimenkul geliştirmeyle, mimar olmayanın geliştirdiği gayrimenkul geliştirme çok farklıdır. Bir inşaatçı satışa göre kendini organize ediyor ve çok başarılı olanlarda var. Çünkü modacı olduğu halde yaptığını satamayan da var.

Şu an yapımı devam eden projeleriniz hangileri?

Terrace Lido (Büyükada), Terrace Vadi (Sarıyer),  Terrace Feri (Feriköy), Aslı Bahçe (Kartal), Terrace Mix (Torium), Terrace Tema (Atakent)

Şu an üzerinde çalıştığınız yeni bir proje var mı?

Seyrantepe, Kartal ve  Sarıyer'de  yeni projelerimizi hayata geçirmeye hazırlanıyoruz. Bunların çoğu konut ve bir kısmı da kısmi dükkan.

Yapmayı hayal ettiğiniz çılgın bir proje var mı?

Yeni İstanbul'u hayal ediyorum. Büyükçekmece koyunda, 600 metre yükseklikte Yıldız Ada projesini hayata geçirmeyi istiyorum.

Türk yapı sektörünün dünyadaki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yurtdışı müteahhitleri için Türkiye Çin'den sonra ikinci sırada geliyor. Müteahhitlik, inşaat, gayrimenkul geliştirme mesleği tam Türklere uygun bir meslek. Her ülkenin bir mesleği var. Almanlar mühendis, Amerikalılar pazarlamacı, Türkler ise kurucu bir millet. Türkler göçebelikten geldiği için gittikleri yerlerde bir şeyler kurmaya alışkınlar. Böyle bir özelliğimiz var. Türkiye'deki insanların yarısı doktor doğar, yarısı mimar doğar. Şimdi senin başın ağırsa 50 tane ilaç ismi söylerler, doktora göndermezler.

Geçtiğimiz ay yeni kitabınız yayınlandı, "Asl-ı Suret".  Yazar yönünüzden bahseder misiniz? Yazmaya ne zaman başladınız?

1996 yılında yazmaya başladım. O yıldan bu yana yazmaya devam ettim. Şiir, makale yazıyorum. Şimdi de roman yazmaya başladım.

Romanınızın konusu nedir?

Aşk.

İnanlar İnşaat'ın büyüme planı nedir?

Benim 2061 yılına kadar ne yapacağım belli. 2061 yılına kadar bütün hayatımı planladım. Başarırım ya da başaramam bunu zaman gösterir. Ama ne yapmak istiyorsun diye sorarsan, yeni İstanbul'u planlamak istiyorum. Yeni İstanbul'u yurtdışında pazarlamak istiyorum. Yukarıda sözünü ettiğim 1 trilyon dolarlık parayı yurtdışından Türkiye'ye sokmak istiyorum.

Devir gayrimenkul devri

Her devrin bir sektörü olduğunu söyleyen Serdar İnan, 21. Yüzyılın gayrimenkul geliştirme devri olduğunu söylüyor.

Yeni İstanbul'u planlamayı hedefliyor

İstanbul'da 3 milyon nüfuslu yeni bir kent üretileceğini belirten Serdar inan,  bunun 500 milyar dolara yapılabileceğini ve doğru kurgulanabilirse yabancılara 1 trilyon dolara pazarlanabileceğini ifade ediyor. Bu paranın Türkiye'ye girmesi durumunda işsizliğe ve Türkiye'nin kalkınmasına büyük katkı sağlayabileceğinin altını çizen İnan, en büyük hedefinin yeni İstanbul'u planlamak ve yabancılara pazarlamak olduğunu söylüyor.

21.yüzyılda dünyanın başkenti İstanbul olacak

İstanbul'un dünyanın başkenti olma yolunda ilerlediğinin altını çizen İnan, "Türkiye lider ülke oluyor. Geçmişine geri dönüyor. Unuttuğu lisanı öğreniyor. 16. yüzyılda dünyanın başkenti İstanbul'du. 17. yüzyılda Madrid,18'de Paris, 19'da Londra, 20'de Newyork oldu. 21. yüzyılda ise dünyanın başkenti İstanbul oluyor. 

Çanakkale'de oturup İstanbul'da çalışmanın mesafesi 40 dakika olacak

İstanbul'daki kısıtlı arazi sorununa karşı İHT (İstanbul Hızlı Tren) projesini sunan İnan, projenin gerçekleşmesiyle bölgedeki en uzak mesafeye 1 saatte ulaşılabileceğini belirtiyor. Arazinin kıt olması nedeniyle İstanbul'daki yapıların değerinin üstünde bedelle satıldığının altını çizen İnan, İHT projesi ile arazi sorunun çözüleceğini ve yapıların hakettiği bedelle satılacağını söylüyor. 

 

Konut Haberleri